Alzheimer Yaşlı Yaşam Merkezi'ne en büyük destek AYFER ÇALIŞKAN'dan

28 Kasım 2015 Cumartesi    |    3671 Kez Görüntülendi

Ayfer ÇALIŞKAN bir ev hanımı. Başarılı üç çocuğu olan bir anne, aynı zamanda da bir babaanne… Bir tarih ve doğa sevdalısı… Ev hanımı olmasına rağmen hep okumuş, kulağını yaşadığı ülkenin ve şehrin sorunlarına karşı hiç kapatmamış. Çağın hastalıklarından Alzheimer için de kollarını sıvamış ve yaşlı yaşam merkezine destekte bulunmuş. Ayfer Hanım ‘Yapılan iyilikler saklı kalmalıdır. Ama birilerinin de bunu hatırlatması gerekiyor. Çünkü birbirimizi sevmeyi ve acıları paylaşmayı unuttuk’ diyor. Bizi evinde ağırlayan Ayfer Hanım ile samimi sohbetimizi severek okuyacağınızdan eminiz.

Merhabalar Ayfer Hanım. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Van doğumluyum. Annem Çerkez babam Arap kökenli. Eşim Hüseyin Çalışkanla evlendikten sonra Gaziantep’e gelin olarak geldim. Orda çok uzun yıllar yaşadık daha sonra Mersin’e taşındık yaklaşık 15 senedir burada yaşıyoruz. Eşimin işi dolayısıyla buraya geldik. Artık vatanımız Mersin oldu. Üç çocuk annesiyim. Oğullarım evli. Torunlarım var ve tabi ki de onlara çok düşkünüm.

Alzheimer Yaşlı Yaşam Merkezi’ne yapmış olduğunuz bir bağış var. Böyle bir kararı nasıl aldınız sizi buna iten şey neydi?

Hepimiz bir gün yaşlanacağız ve ne olacağımız belli değil. Bu hastalık çağımızın hastalıklarından biri olmuş durumda artık. Buna duyarsız kalamazdım, kalamayız. Hep bugünü düşünerek yaşayamayız. Bu insanların özel bakıma ihtiyacı var, özel doktorlara, ilaçlara ihtiyacı var ve bunlar bizim evde kendi imkânlarımızla yapabileceğimiz şeyler değil. Hiç unutmuyorum…

Bir gün bir Alzheimer hastası görmüştüm. Evde bakım yapılıyordu çocukları. Ama o kadar bilinçsiz bir durum vardı ki. Hem bakan için zor hem de hasta için. Hastayı zapt etmek için akıl almaz yollara başvurmak zorunda kalıyordu evlatları. Bunu istemeyerek yapıyorlardı çünkü başka çözümleri yoktu. Bulundukları yerde bu konuda uzman biri veya tam bakım sağlayacak bir sistem yoktu. Neden her ilde böyle bir merkez olmasını neden insanlara insan gibi müdahale edilmesin diye düşünürken, Mersin’de böyle bir proje gerçekleşmesi beni çok mutlu etti ve destek olduk.

Sosyal sorumluluk projelerine sizin gibi katkıda bulunmak isteyen başkaları da olabilir. Onlara ne öneride bulunmak istersiniz?

Artık duyarlı olmak bir lüks haline gelmiş gibi bir algı yaratılıyor. Ne söyleyebilirim ki? Herkes duyarlı değil maalesef Maddiyat, çıkar peşinde koşmaktan insani değerlerimizi unutmuş hale gelmişiz. Ne karar olduğu önemli değil Yardım yardımdır, bağış bağıştır. Ben eminim ki yaşlı yaşam merkezimize bir tuğla koymak da aynı, imkanın dahilinde büyük bağışlar yapmak da aynı. Çünkü amaç bir niyet bir, yürekler bir… O yüzden insanlar ellerinden geldiğince merkezimiz için bir tuğla koymaya çalışsalar bugün bu merkezimize kavuşuruz,yarın okullar yaparız. Bunlar ülkemiz için büyük yatırımlar ve asla değer kaybetmeyecek şeyler. Ülkemiz de de gelecek korkusu var ama gelecekte başımıza ne gelecek bilemiyoruz. Hazırlıklı olmalıyız…

Bahçenize çok özen gösterdiğinizi görüyoruz. Sanırım sizin için çok güzel bir uğraş?

Benim için uğraşın dışında bir sevda. Sanırım aileden gelen bir gelenek. Her gıdamızı yapabildiğimiz kadarıyla kendi ellerimizle yapardık. Antep’te damlı evimiz vardı Salçalarımızı, sumağımızı, kurutmalarımızı hep orda yapardık. Şimdi de bu geleneği yaşatmak için elimden geleni yapıyorum. Salçamı, sumağımı , biberlerimi, salatalığımı, domatesimi elimden geldiğince yapmaya yetiştirmeye çalışıyorum. Bana ‘Organik Ayfer’ de derler. Çünkü çocuklarımı ve torunlarımı sağlıklı beslemek istedim hep. Günümüzdeki hastalıkların çoğunun sağlıksız gıdalardan da kaynaklandığını düşünüyorum. Ayrıca çiçeklere karşı özel ilgim var. Tohumlarını yetiştiriyorum. İnanır mısınız çantamda taşıyorum. Atmaya yada boşa harcamaya kıyamıyorum. Tohumlarım filizlerim çok önemli. Tüm eşime dostuma dağıtıyorum. Çiçek bakamayacak kişiye vermiyorum bile. Kıyamıyorum.

Başarılı bir eşiniz var. Aynı başarıyı çocuklarınızda da görüyoruz. Bir anne olarak bunu nasıl başardınız? Bu süreçte nasıl bir yol izlediniz?

Ben eşimin ne önünde oldum ne arkasında… Ben eşimin hep yanında oldum destek oldum. Gerisi de geldi zaten. Anne olmak çok önemli bir sorumluluk. Çocuklarımın eğitimleriyle hep ilgilendim ve bence en önemlisi, küçük yaşlarda onları çalışma hayatı konusunda destekledim. Evde oturtmadım. Şimdiki anneler çocuklarına düşkünlük adı altında deneyim kazanmalarına izin vermiyor. ‘kıyamıyorum’ diyor. Oysa yurt dışında çocuklar çalışmanın tadını, emeğin ne olduğunu anlamak için aileleri tarafından destekleniyor. Tabi ki şimdi ortam çok kötü. Bazen de kızamıyorum. Sevgisizlikten, güvensizlikten doğan bir ortam var ve çocuklarımızı sokağa bile bırakamıyoruz. Umarım bu dönemleri el birliğiyle atlatırız.

Sohbetimiz biterken öncelikle Prof.Dr. Aynur Özge’ye, MTSO eğitim ve Kalkınma Vakfı’na, böyle bir projede emeği geçen herkese ve bu röportajı gerçekleştiren basın mensubu arkadaşlarımıza çok teşekkür ederim.